|
İstanbul'a sadece
alışveriş amacıyla da gidilebilir. Bu işe başlamak için en
iyi yer şehrin eski kısmındaki Kapalı Çarşı'dır. Labirent
tarzı sokaklarda ve geçitlerde 4000'i aşkın dükkan
bulunmaktadır. Kuyumcular Sokağı, Halıcılar Sokağı,
Takkeciler Sokağı gibi isimler burada, önceleri, kendilerine
özgü bölümlerde faaliyet gösteren farklı ticaret kollarını
akla getirmektedir. Burası, hala, şehrin ticaret merkezi,
her zevk ve keseye uygun bir şeyin bulunduğu orijinal bir
alışveriş yeridir.
Türk el
sanatları, dünyaca bilinen halılar, el boyaması parlak
renkli seramikler, bakır ve pirinçten aynalar, lületaşından
pipolar çok hoş birer hatıra parça ve hediyeliklerdir. İyi
aydınlatılmış vitrinlerdeki altından mücevherler geçenin
gözünü kamaştırır. En iyi kalitedeki deri ve süet eşyaların
fiyatları oldukça makuldür. Çarşının ortasındaki Eski
Bedesten'de nadir antika parçalar bulunur. Onlarca yıldan
kalma kıymetli bir parça bulabilmeyi ummak burada gezip
dolaşmaya değer doğrusu.
Eminönü'ndeki
Yeni Cami'nin yanıbaşındaki Mısır Çarşısı veya Baharat
Pazarı kişiyi mistik doğunun hayal alemine götürür. Tarçın,
kimyon, safran, nane, kekik ve sayılabilecek diğer birçok ot
ve baharatın baştan çıkarıcı kokusu havaya yayılır. Şehrin
eski bölgesindeki Sultanahmet de ayrı bir alışveriş
ziyaretgahı haline gelmiştir. 18'inci yüzyıl Mehmet Efendi
Medresesi'ndeki İstanbul Sanatları Çarşısı ve yakınındaki,
Sinan tarafından yapılan 16'ıncı yüzyıl Caferağa
Medresesi'nde zanaatkarları çalışırken görmek ve
yaptıklarından satın almak mümkündür. Sultanahmet Camii
Arasta'sının kemeraltı iyi bir seyir ve uygun bir alışveriş
imkanı yaratır.
Taksim -
Nişantaşı - Şişli semtlerindeki seçkin dükkanlar pazar
yerlerindeki kargaşanın tam tersini yansıtır. İstiklal,
Cumhuriyet ve Rumeli Caddelerinde, Türkiye'nin yüksek
kaliteli tekstillerinden üretilen şık modelleri satan
dükkanlar zevkle ve rahatça gezilir. Nefis mücevherler,
zarif modelli çanta ve ayakkabılar da bulunmaktadır.
Ataköy'deki Ataköy Galeria'sı ve Etiler'deki Akmerkez
İstanbul'daki en şık mağazaların şubelerini
barındırmaktadır. Asya tarafındaki Bahariye ve Bağdat
Caddelerinde ve Capitol Çarşı Merkezinde benzer mallar
sunulmaktadır.
İstanbul'un
bit pazarlarında hem yeni hem de eski, şaşırtıcı
parçalar bulunabilir. Beyazıt'daki Sahaflar Çarşısı ve
Çınaraltı'nda gezerken her gün yeni bir şeyle
karşılaşılır. Pazar günleri, Sahaflar ve Kapalı Çarşı
arasındaki işporta pazarında mallar el arabalarında ya
da yaygılar üzerinde satışa sunulmaktadır. Horhor
Çarşısı her yaş ve kalitede mobilya satan dükkanlarla
doludur. Topkapı semtinde, Cihangir - Çukurcuma Sokağı
ve Üsküdar - Büyük Hamam Sokağı ile Kadıköy - Çarşı
Durağı civarında yer alan ve Eminönü ve Tahtakale
arasındaki bit pazarları her gün açıktır. Bir Pazar günü
Boğaz'ın yukarısına doğru arabayla gidildiğinde
Büyükdere ve Sarıyer arasındaki bir diğer canlı pazar
yeri de durup gezilmelidir
|
|
M.S. 330’da Başkentin Roma’dan
İstanbul’a nakli sebebi ile şehrin ikinci tepesindeki büyük
oval bir meydanın ortasına, Konstantin in şerefine
dikilmişti. Form Konstantin diye bilinen meydanın etrafı
sütunlu galeriler ile çevriliydi. Çemberli taş, yanık sütun
olarak ta bilinir. Orijinalinden daha kısa hali ile günümüze
gelebilmiştir. Eskiden üstünde Büyük Konstantin’in güneş
tanrısı pozundaki heykeli bulunurdu. Sütunun porfir blokları
zamanla ve yangınlardan çatladığı için demir çemberlerle
çevrilmiştir. Mermer başlık 12 yy., alttaki örme takviye
kısmı 18 yy. aittir. Sütunun dibindeki küçük bir odada erken
Hıristiyanlığa ait kutsal emanetler odası olduğuna
inanılırdı. Buradan geçen ana yol Büyük Konstantin devrinden
beri aynı güzergâhtadır. |
|
Dünyanın en eski ve büyük
kapalı çarşısı İstanbul şehrinin merkezinde yer alır. Dev
ölçülü bir labirent gibi, 60 kadar sokağı, üç binden fazla
dükkânı ile Kapalı çarşı, İstanbul’un görülmesi gereken,
benzersiz bir merkezidir. Adeta bir şehri andıran, bütünü
ile örtülü bu site zaman içerisinde gelişip büyümüştür. 15
yy.dan kalan kalın duvarlı, bir seri kubbe ile örtülü eski
iki yapının etrafı sonraki yüzyıllarda, gelişen sokakların
üzerleri örtülerek, ekler yapılarak bir alış veriş merkezi
haline gelmiştir. Geçmişte burası her sokağında belirli
mesleklerin yer aldığı ve bunların da, el işi imalatının
sıkı denetim altında bulundurulduğu, ticari ahlak ve
törelere çok saygı gösterilen bir çarşı idi. Her türlü
değerli kumaş, mücevherat, silah, antika eşyalar, konusunda
nesillerce uzmanlaşmış aileler tarafından, tam bir güven
içinde satışa sunulurdu. Geçen yüzyılın sonlarında deprem ve
birkaç büyük yangın geçiren Kapalı Çarşı eskisi gibi
onarılmışsa da, geçmişteki özellikleri, yozlaşarak
değişikliğe uğramıştır.
Eskiden esnafa olan güven
duygusu halkın birikmiş parasını, bir banka gibi onlara
verilmesine ve işletilmesine neden olurdu. Günümüzde birçok
sokaktaki dükkânlar fonksiyon değişikliğine uğramıştır.
Yorgancılar, terlikçiler, fesçiler gibi meslek grupları
sadece sokak ismi olarak kalmıştır. Çarşının ana caddesi
sayılan sokakta çoğunlukla mücevher dükkânları, buraya
açılan yan bir sokakta altıncılar bulunur. Oldukça küçük
olan bu dükkânlar değişik fiyat ve pazarlıkla satış
yaparlar. Kapalı Çarşı renk ve atraksiyon olarak her ne
kadar eski canlılığını koruyor ise de, 1970’li yıllardan
itibaren İstanbul’u ziyarete gelen turist gurupları için
alışveriş olanakları, çarşının ana girişindeki modern ve
büyük kuruluşlar tarafından sağlanmaktadır. Haliç
kıyısındaki Mısır Çarşısı da daha küçük ölçüde bir kapalı
çarşıdır. Galata semtindeki diğer bir 15. yy. küçük kapalı
çarşısı da halen kullanılmaktadır. |
|
Dolmabahçe Sarayı, Avrupa sanatı üslûplarının bir
karışımı olarak 1843-1856 yılları arasında inşa
edilmiştir. Sultan Abdülmecit’in mimarı Karabet
Balyan’ın eseridir. Osmanlı Sultanlarının her devirde
birçok sarayı bulunurdu. Ancak esas saray Topkapı,
Dolmabahçe Sarayının tamamlanmasından sonra terk
edilmiştir. Dolmabahçe Sarayı 3 katlı, simetrik
planlıdır. 285 odası ve 43 salonu vardır. Denizden 600
metrelik bir rıhtımı, kara tarafında ise birisi çok
süslü 2 abidevi kapısı vardır. Bakımlı ve güzel bir
bahçenin çevrelediği bu sahil sarayının ortasında, diğer
bölümlerden daha yüksek olan tören ve balo salonu yer
alır.
Sarayın
giriş tarafı Sultanın kabul ve görüşmeleri, tören
salonunun diğer tarafındaki kanat ise harem bölümü
olarak kullanılmıştı. İç dekorasyonu, mobilyaları, ipek
halı ve perdeleri ve diğer tüm eşyası eksiksiz olarak,
orijinaldeki gibi günümüze gelmiştir. Dolmabahçe Sarayı
mevcut hiçbir sarayda bulunmayan bir zenginlik ve
ihtişama sahiptir. Duvar ve tavanlar devrin Avrupalı
sanatkârlarının resimleri ve tonlarca ağırlığında altın
süslemeleri ile dekore edilmiştir. Önemli oda ve
salonlarda her şey aynı renk tonuna sahiptir. Bütün
zeminler birbirinden farklı, çok süslü ahşap parke ile
kaplıdır. Meşhur Hereke ipek ve yün halıları, Türk
sanatının en güzel eserleri, birçok yerde serilidirler.
Avrupa ve Uzak doğunun ender dekoratif el işi eserleri
sarayın her yerini süslerler. Pırıl, pırıl kristal
avize, şamdan ve şömineler sarayın pek çok odasında
güzelliklerini sergilerler. Dünyadaki saraylar
içerisinde en büyük balo salonu buradakidir. 36 m.
Yüksekliğindeki kubbesinden ağırlığı 4.5 ton olan devasa
kristal avize asılı durur. Önemli siyasi toplantılarda,
tebrik ve balolarda kullanılan bu salon, önceleri
alttaki, fırına benzer bir düzen ile ısıtılırdı. Saraya
kalorifer ve elektrik sistemi daha sonraları
eklenmiştir. 6 Hamamdan Selamlık bölümündeki, eşi
olmayan, güzel oymalı alabaster mermerleri ile
dekorludur. Büyük salonun üst galerileri orkestra ve
diplomatlar için ayrılmıştı
|
|